AĞABEYLİK

AĞABEYLİK

Yaşanan gelişmeler gösteriyor ki, devlet ile millet vâkıâları aynı kulvarda değillerdir. Türk milleti tektir ve Dünyâ üzerindeki bütün Türkleri içine alır. Devlet sayısındaki artma veyâ azalmalar, ayrı bir vâdinin konusudur. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir.

Târîhin bütün devirlerinde, sayısı ne kadar çok olursa olsun, Türk devletlerinden biri, temin ettiği nüfûz sâyesinde, en büyük ve “ağabey” bilinmiştir. Aradaki husûmet, daha ziyâde idârî açıdan tesbît edilmiş, fakat milletin bakışında, “ağabeylik” hakkı her zaman saklı kalmıştır. Seydî Ali Reis’in Mir’atü-l Memâlik’inde, Osmanlı Devleti’nin ve o sıradaki Osmanlı Pâdişâhı Kaanûnî Sultan Süleymân’ın, nasıl bir otoriteyi temsîl ettiğini satır satır okuyoruz. Hind’in, Sind’in, Pencâb’ın, Mâverâü’n-nehir’in ve bütün Türkistan’ın, İran’ın, Horasan’ın taşında toprağında, geçiş üstünlüğü olan bir Osmanlı adı ve selâmı, “ağabey” duruşuna yeni târifler getiriyor.

Mir’atü’l- Memâlik, en fazla Osmanlı gücüne ve kudretine “ayna” tutan bir eserdir. Seydî Ali Reis’in, iki buçuk yıllık seyâhat mâcerâsı içinde, Çağatay şîvesiyle şiirler yazmasına vesîle olan günleri, sıcak ve kardeşlik buğusu tüten bir zamâna âittir. Bu şiirlerle “Ali Şîr-i Sânî” unvânını hak eden Seydî Ali Reis, farklı devletlere rağmen, aynı millete nasıl mensûb olunacağını, Çağatay diyârında göstermiştir.

Türk Dünyâsı’nda, kültür hayâtında temin edilen hâkim tesirlerle, daha kalıcı ve devâmlı ağabeylikler kazanılabilir. Bunun için de, yazıdan folklora uzanan çok geniş bir yelpâzede, aynîyetleri keşfetmek lâzımdır. Kim ne derse desin, hangi nisyâna tâbi tutulursa tutulsun, Türkiye, bugün Türklük Âlemi’nin ağabeyidir. Lâkin ağabeyden beklenen fiillere imzâ atılabiliyor mu? Orası, biraz muğlâk. Sovyetlerin dağılmasından sonra ortaya çıkan Türk devletleri tablosu, ilk ânda millî romantizm rüzgârları estirdi. Aradan zaman geçtikçe, arzû edilen berâberliğin, öyle kolayca kurulamayacağı anlaşıldı. Yine de, Türkiye’nin “ağabeylik” yapmasını bekleyen çok kalabalık bir millet topluluğu var.

Türklük, asgarî müştereklerde birleşebilir ve bunu Dünyâ’ya duyurabilirse, Avrupa Birliği dâhil, pek çok milletler ittifâkının korkulu rûyâsı hâline gelecektir. Bunu bilen kıdemli Türk düşmanları, Türkiye’nin beklenen “ağabey” adımlarına engel olabilmek için, ters adımların fazîletinden dem vuruyor.

İnsanlar gibi, millet ve devletlerin de olduğu yer ile olması gereken yer, aynı noktada buluşamıyor.