Aşk Bir Kılükal Midir Ancak ?

Aşk Bir Kılükal Midir Ancak ?

Bu fuzûlî suâlin menbaı elbette şair Fuzûlî Efendimiz olamaz! Öyle ki zât-ı şahânenin beytinden haberdar olan hiçbir ilim sahibi böyle bir bahis açmaz. Neyleyelim ki devrin şartları, bir diğer görüşe göre zamanenin fırlamalıkları bizi bu noktaya getirmiştir! Üzülerek ifade edelim ki aşk sarmaşığı bundan kelli boynumuza geçmiş idam sehpası ilmeğidir!

Tozlu raflarda mukim külliyatlar, bir vesile ile düştükleri mezatlarda dahi ederini bulamazken bu açılımı yapmak boynumuza borç olmuştu. Yaptık nitekim! Merak buyurmayınız. Hop oturup hop kalkmayınız. Rahmeyleyiniz… Cesaretini cehaletinden alan bu satırların müellifi endişelerinizi izâle edecek ve adı geçen bahiste gönüllerinizin mutmain olacağı izahı yapacaktır biiznillâhi tealâ…

Evvelâ etimolojik olarak irdeleyecek olursak aşk (ışk) kelimesinin pek de matah bir nesne olmadığı ve ‘sarmaşık’ manâsına gelen bulaşık, sünüm sünüm bir lafız olduğu aşikârdır. Herkesin ayan beyan bildiği bu gerçeğe ilaveten aşk, bünyesinde ‘sırnaşık’ sıfatını da barındıran bir fiildir ki mevcut hâliyle gözümüzde geçer nesne olması mümkün değildir. Üzerine tarih boyunca edilen laflar, yazılan cilt cilt kitaplar, söylenen şiirler miadını doldurmuş, geriye haşa huzurdan merkebin önüne koysanız yemeyeceği bir posa kalmıştır. Vallahi onu da biz çağdaş insana yakıştıramayız. Muasır medeniyet seviyesi katiyyen bu olamaz! Hem yakışmaz, hem de realiteye uymaz!

Fikr ediniz; Mecnun, Kerem, Ferhat namlı sünepeler devrimizde yaşasa neler olur, haklarında neler söylenirdi acaba? Sen ne acayip bir tür olasın ki aşk diye bir dertten çöllere düşüp, dağları delip, ejderhalarla harp edesin! Hiç olacak iş midir? Akıl çağında akla zarar bu menkîbelerin yeri var mıdır? Velev ki tarihte örnekleri olsa bile kötü örnek, örnek midir? Aşk denilen nesneyi gözü kapalı, ezbere savunan nasipsizler bir Freud, bir Sartre tenkitli metni okumuş, çözümlemesini yapmış mıdır? Libido’yu, akıl çağını hazmetmiş midir?

Heyhat… Kime söylüyoruz!.. İnsanoğlu/ insankızı bu. Tarih boyunca hangi peştemallı uyarıcının sözünü tamama tutmuş ki bizi anlasın! Bittabi bunun dahi farkında ve o minvaldeki bütün zıtlaşmalardan berîyiz! Odun gibi de olsa doğru bildiğimizi söyleriz! Şiddeti artarak devam edecek olan ikazlarımızın önsözü olacak yazımızı sert bir motto ile bağlayalım:

“Senin buz gibi hakikatlerinden önce benim inanmak istediğim gül gibi yalanlarım var. Ve hiç şüphesiz ben başkasına ait olanları sevmem!..”

Bu da ‘Âh mine’l aşkçılara’ kapak olsun!