AYASOFYA’NIN DEHLİZLERİNDE TAŞA İŞLENMİŞ BİR AŞK HİKÂYESİ

AYASOFYA’NIN DEHLİZLERİNDE TAŞA İŞLENMİŞ BİR AŞK HİKÂYESİ

Rivayet olunur ki, Bizans İmparatoru Justinyen öldüğünde yerine bırakabileceği bir evladı yoktur. Bu sebeple kendisine yedi yıl danışmanlık yapan yeğeni Justinyanus’u vâris kılar. Bir kaç yıl sonra emr-i Hak vaki olur ve Justinyen ölür. Uzun yıllar Hipodrom’da at seyisliği yapan ve burada bir ayı oynatıcısının dansöz kızına âşık olan Justinyanus tahta geçer ve ilk iş olarak âşık olduğu Teodora ismindeki dansöz kızla evlenmek ister.

Bizans’ın asillerine bir at seyisinin imparator olması zaten ağır gelmiştir fakat bir de dansöz bir kadının imparatoriçe olması hem asiller hem azizler hem de halk nazarında kabullenemez bir hal almıştır. Justinyanus tüm Bizans’ın ileri gelenlerinin itirazlarına aldırmaz ve dansöz sevgilisi Teodora ile evlenir. Artık Bizans’ın tahtında bir at seyisi vardır ve bir dansöz de İmparatoriçe olmuştur.

Bu evlilikten çok az zaman geçmiştir ki, Bizans’ın asilleri halkı ayaklandırır ve çıkan isyanda Ayasofya önünde toplanan halk azizlerin de kışkırtmasıyla “dansöz bir imparatoriçe istemeyiz” nidalarıyla Ayasofya’yı ateşe verir. İkinci kez inşa edilmiş olan kârgir yapıdaki Ayasofya bu yangınla tamamen kül olur.

Ne çıkan ayaklanma ne de Ayasofya’nın yanması iki âşığı birbirinden ayırmaz. Justinyanus derhal ülkesinin en iyi mimarlarını huzura çağırır ve dillere destan bir mabet yapılması emrini verir. İşte şu an bizlerinde bildiği yapı (Ayasofya) bu son yapılan Ayasofya’dır.

Dünyada eşi benzeri olmayan bir yapı inşa eden Justinyanus uzun yıllar sonra yapının alt galeriden ikinci galeriye ulaştıran merdivenlerini söktürüp düz hale getirir. İşte büyük aşkın en önemli hikâyesi de esasında bu olayda saklıdır.

Ayasofya yapılmış, vakit geçmiş, İmparator ve İmparatoriçe oldukça yaşlanmıştır. Vaktiyle dansöz olan Teodora artık oldukça dindar bir Hristiyan olmuş, yürüyememesine rağmen her pazar ayinine katılmayı ihmal etmemektedir. Alt galeriden üst galeriye sedye ile çıkarılırken kölelerin her basamak çıkışında bedeni sarsılmakta ama Teodora asla ayinden vazgeçmemektedir. Olayı gören eşi Justinyanus çok sevdiği biricik eşinin bedeninin artık sarsılmasına tahammül edemez ve merdivenleri söktürüp düz hale getirir. Böylece Teodora artık her pazar ayinine giderken bedeni sarsılmadan ve acı çekmeden gitmektedir.

Yani İstanbul’un bu en eski efendisinin dehlizlerinde gizlenmiş deruni aşkın taşa işlenmiş hikâyesidir bu anlattığımız.

Ne dersiniz, günümüz dünyasında aşkı bir güle, belki bir söze, pahalı hediyelere, gösteriş uğruna feda edilen çabalara, reklamvari ifade ve haykırışlara örnek olur mu bu aşkın adeta taşa işlenmiş hikâyesi.