Batı’ya Yönelen Tâlihimizin Kırılma Noktası

Batı’ya Yönelen Tâlihimizin Kırılma Noktası

19. yüzyıldaki Türk siyâsetine istikaamet veren isimler arasında, Mustafa Reşid Paşa’nın ayrı bir yeri vardır. Ona “Koca, Büyük” gibi sıfatlar da yakıştırılmış. Elbette, Reşid Paşa der demez, hemen ardından “Tanzîmât” sözü geliyor. Zîrâ 1839 yılında, Sultan İkinci Mahmûd’un vakitsiz ölümü üzerine tahta çıkan pek genç Abdülmecîd, tecrübe eksiğini Reşid Paşa’ya sırtını dayayarak tamamlamaya çalışıyordu.

Gülhâne Parkı ile mekân birliği yapan Tanzîmât Fermânı, Batı’ya yönelen tâlihimizin kırılma noktasıdır. Tanzîmât, her ne kadar “düzenleme” fiilinin yuvasından çıkmış bir tâbir ise de, tez vakitte, bölük bölük yeni mefhûm ve de mevhûmları, mıknatıs gibi üstüne çekecektir.

Tanzîmât, geçen zamân içinde mâzîmizi unutma, kendimizi her zemîn ve fırsatta inkâr etme modasının boya tüpü olacaktır. Bütün hasenâtımızı Tanzîmât temsîl ettiğinden (!), ondan önceki tavır yekûnumuz, çuvallar dolusu seyyiâttan ibârettir.

Tanzîmât’ın, klâsik hâle gelen idârî, ilmî ve edebî kadrosu, bir dizi reddiye listesi hazırlayarak, kendilerinden önceki mefâhirimizi, berbat tevkifhâne hücrelerine koymuşlardır. Bu uğurda yapılanlar, Avrupa’nın ve tabiî ki, İngiliz, Fransız, Alman, Rus etiketli kalantor devletlerin gözüne girmek, küçük dozda da olsa, “âferîn” alabilmek içindir. Bu, aslâ bir bühtân ve avunma ifâdesi değildir. Daha Tanzîmât’ın mürekkebi kurumadan, “Islâhat Fermânı” dikte ettirilmeye başlanmışsa, maksadın “tanzîm ve ıslâh”la alâkasının olmadığı açıktır.

Mustafa Reşid Paşa, bâzı kalem erbabınca, en büyük Türk vezîr-i âzamı (başbakanı) ilân edilmiş olsa da, bu, dâimâ tartışmaya açık bir iltifât kelâmından sayılmalıdır. Reşid Paşa’nın siyâset rahlesine diz çökenler arasında Keçecizâde Mehmed Fuad Paşa ile Âlî Paşa ilk sırada yer alıyor. Her ikisi de ustalarından el almış bu ricâl-i devlet, Reşid Paşa’ya kasîde yazan pek çok Tanzîmât edîbince makbûl görülmemiştir. Bilhassa Âlî Paşa’nın Ziyâ Paşa indindeki “Zafernâme” istiskâli, ustalar ve çıraklarını aynı hizâda tutamayan insanlık romanına epeyi malzeme biriktirir…