“Beşiktâş’a Yakın Bir Hâne-i Vîrânımız Vardır”

“Beşiktâş’a Yakın Bir Hâne-i Vîrânımız Vardır”

Lâleli gibi İstanbul’un efsûnlu köşelerinden biri de Beşiktaş’dır. “Beşiktaş”lı olmak “Beşiktaş”da doğmak veyâ ikaamet etmek demektir. Aynı adı taşıyan spor kulübünün tarafdârlığını, bu işe mesâî harcayanlar düşünsün.

Târîhimizin tanıdığı çok büyük Beşiktaşlı sîmâlar var. Elbette Dolmabahçe, Yıldız, Çırağan, Fer’iye saraylarının, Ihlamur Kasrı’nın sâkinlerini düşününce, listenin başına Osmanlı Hânedânı oturuyor.

Barbaros Hayreddin Paşa’nın ebedî bir Beşiktaşlı olduğu, en uzun uykuya orada dalmasından anlaşılıyor. Semtin sâhile yakın yerlerinde, “Beşiktaş” ve “Hayreddin” kelimeleri kol kola girerek, “En Büyük Kaptan-ı Deryâ”ya ninni söylüyorlar.

“Kehle-i İkbâl” Rüstem Paşa’nın kardeşi Sinan Paşa da, Barbaros’un limanına demir atmış. Adaşı “Hakikî Koca Sinan”a yaptırdığı câmi, Beşiktaş’ın alâmet-i fârikası hâline gelmiş.

Edebiyât dünyâmızın Beşiktaşlıları arasında öncelik, Nedîm’e âit. Divân şiiri hisârının muhkem sûrlarını aşarak, bî-mekân şiire zî-mekân vitraylar yapan “Nedîm-i Şeydâ”, bakın Beşiktaş için neler diyor:

“Murâdın anlarız ol gamzenin iz’ânımız vardır.

Belî, söz bilmeziz ammâ, biraz irfânımız vardır,

O şûhun sunduğu peymâneyi reddetmeziz elbet,

Ânınla böylece ahdetmişiz peymânımız vardır,

Münâsib sanâ ey tıfl-ı nâzım hüccetin al gel,

Beşiktâş’a yakın bir hâne-i vîrânımız vardır.”

Vatan toprağının “azîz” bilinmesinde ve uğrunda ölünmesinde, semtten ülkeye uzanan bir sevgi halkası var. Semtini sevemediğin yer, vatandan sayılabilir mi? O zaman, Hangi duygularla “tavattun” neşîdeleri yazacaksın?

Beşiktaş; “b-ş-k-t-ş” harflerinin dizilişindeki şiire kucak açan seslerinden başlayarak, bizim vatan tutma mâcerâmızın hârika bir özetidir… Görebilene, gördüğünden nasîbini alabilene, göz nîmetinin şükrünü edâ edebilene…