Bir Geçmiş Zaman Türküsü

Bir Geçmiş Zaman Türküsü

197

Şehir kitapları bazı okuyucular için daima ayrı bir öneme sahiptir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir”i ile açtığı bu yolda Ahmet Turan Alkan “Altıncı Şehir”, Beşir Ayvazoğlu’nun “Şehir Fotoğrafları, Özkan Yalçın’ın “Yedinci Şehir”, Mustafa Armağan’ın “Şehir Asla Unutmaz”, “Şehir Ey şehir” , Abbas Sayar’ın “Yozgat Var Yozgatlı Yok” ve daha niceleri…

Şehir kitapları ilgi çekicidir; zira bir şehrin kültürü, yaşam tarzı, adetleri, gelenekleri, geçmişten günümüze tarihi seyir içinde gelişim ve değişimi hakkında meraklısı için eşsiz bilgiler mevcuttur. Hele bir de okuduğu şehir kitabı kendi doğup büyüdüğü, ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği bir yeri anlatıyorsa işte o zaman okuyucunun keyfine diyecek yoktur. Bölgeye has espriler, fıkralar, hikâyeler, nükteler arasında okuyucu adeta mest olur.

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz hikayeci Emir Kalkan’ın Yurttaş Sokak adlı kitabını yeniden elime aldım ve sayfalarını çevirirken bu düşünceler yeniden zihnime üşüştü. Emir Kalkan, Yurttaş Sokak’ta doğum büyüdüğü yer olan Kayseri’yi anlatıyor.

Kayseri’yi, yukarıda da ifade etmeye çalıştığım yönleriyle ele alan ve samimi bir üslupla kaleme alınan eser; “Dünler”, “Evler Evler”, Benim Kayserim”, “Ermeni Mahallesi”, “Altmışlı Yıllar” ve “Şehir ve Şehremini” adlı bölümlerden oluşuyor. Kitabın sayfalarını çevirirken her bir satırda geçmişe doğru bir yolculuğa çıktım. Hatırladığımda yalnızca acı bir tebessümle karşılayabildiğim hatıralarım bir bir gözlerimin önünden geçiverdi.

Henüz televizyonun ailenin arasına sinsi bir yılan gibi girmediği zamanlar… Aile fertleri sobanın etrafında toplanır ve uzun, eğlenceli sohbetler yapılır, çocukların yüzü destansı masallarda devin kahramanımızı tuzağa düşürmesiyle gerilir, kahramanın devi alt etmesiyle tebessüm ederdi. Televizyonlarda yayınlanan bin bir çeşit rezaletle henüz ilkokula dahi başlamamış zihinlerin nasıl bir fikir kirliliğine maruz bırakıldığını hesaba katarsak; eskiden bir çocuğun ne derecede temiz ve de masum kalabildiğini daha iyi idrak edebiliriz. Yani özetle bebeklerin leylekler tarafından getirildiğine şeksiz şüphesiz inanacak ve masal kahramanlarının Batman’dan, Süperman’dan, Spiderman’dan daha güçlü ve değerli olduğunu düşünecek kadar da masum nesilden bahsediyorum.

Komşuluk ilişkilerinin yalnızca bir apartmanda karşı daireyle sınırlı kalmadığı, apartman bir yana koskoca bir mahalleyi kapsadığı, herkesin birbirinin derdine ve de sevincine vâkıf olabildiği zamanlar…

Koskoca mahallelerin arasına beton kütlelerinin kondurulmadığı ve AVM’lerin henüz Bakkal Hasan Amca’nın pabucunu dama atamadığı ve bir selamla ihtiyaçların karşılanabildiği, Kapitalizmin pis ellerini henüz insanların üzerine süremediği mekaniklikten uzak zamanlar…

Yukarıda verdiğim misallerin yüzlercesinin yaşandığı kıymetli zamanlar… Bütün bunları bana yeniden hatırlatan Emir Kalkan’ın “Yurttaş Sokak”ı… Burada kitabın içeriğiyle ilgili uzun uzun bilgi vermeyeceğim. Hatıralara ve geçmişe doğru yeniden bir yolculuk yapmak, fıkralarla, nüktelerle neşelenmek ve hepsinden daha önemlisi bir zamanlar sahip olduğumuz ancak şimdilerde elimizden birer birer giden değerlerimizi yeniden hatırlamak isteyenler için mutlaka okunması gereken bir eser…

Bu vesile ile Emir Kalkan’a rahmet diliyorum.