BOGOMİL, BOSNA, MOSTAR KÖPRÜSÜ VE PÜSKÜL

BOGOMİL, BOSNA, MOSTAR KÖPRÜSÜ VE PÜSKÜL

Aliya İzzet Begoviç merhûmla adı birlikte anılan Bosna-Hersek Devleti’nin mayasında, Bogomil mezhebinin, engizisyon karakterli Hristiyan çoğunluğuna duyduğu öfke vardır. Dikkat ederseniz, aynı öfkeyi, değişik renk ve tonlarda hâlâ görürsünüz. Hristiyan akîdeleri içinde, İslâma en yakın duranı, hattâ ihtidâya hazır bekleyeni Bogomil inancı olmuştur. Osmanlı’nın, Arnavutluk’dan sonra yanı başında bulduğu ikinci Avrupa coğrafyası, Bogomillerin kalabalık kitleler hâlinde yaşadığı Bosna topraklarıdır.

Bogomil’den Müslüman Boşnak lezzetine uzanan kavak serinliğinde, Mostar Köprüsü’nden sıçrayan su damlaları kadar, Türk’ün hoş bakışı, insanı kucaklayışı da vardır.

Fâtih Sultan Mehmed’in bereketli fütûhâtı içinde yer alan Bosna, 1908’e kadar Konya’nın, Erzurum’un, Bursa’nın, Ankara’nın hakikî kardeşi mertebesinde “bizim diyâr” bilinmiştir. “Saraybosna” veyâ “Bosnasarayı”, asırlar boyunca bizim rûhumuzu, derûnumuzu taşımış, aksettirmiştir. Bosna, kendinden ileri noktalardaki Avrupa Türkiyesi için, dâimâ bir üs ve toplanma merkezi olmuştur. Tuna’nın sağ ve sol sâhilinde nice şehir, kasaba ve kale, Bosna’da yapılan programlar, hazırlıklar netîcesinde Türk vatanına dâhil edilmiştir. Sigetvar’dan Uyvar’a, Yanıkkale’ye, Ciğerdelen’e, Tepedelen’e varıncaya kadar, evlek evlek bütün Tuna yalılarında Bosna’nın selâmı, duâsı saklıdır.

İkinci Meşrûtiyet’in hây u hûyu arasında, sokaklara taşan mânâsız velveleden istifâde eden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Doksan Üç Harbi’ni bitiren andlaşma gününden beri işgâli altında tuttuğu Bosna-Hersek’i ilhâk ettiğini duyuruverdi. Meşrûtiyet tantanası içinde, bu oldu-bittiye doğru-dürüst ve Türk Devleti’ne yaraşır herhangi bir cevap verilemedi, mukâbele edilemedi.

Nemçelû’ya karşı, 1908 emr-i vâkisi için, sâdece “fes”li bir protestoda bulunduk. Millî ve dinî hiçbir özelliği olmayan fes, Osmanlı’nın son zamanlarında, Sultan İkinci Mahmûd devrinden başlayarak giyiliyordu. Başlı başına bir ekonomik pazar gücü olan fes, Avusturya’dan ithâl ediliyordu. Bosna- Hersek’in kaybından duyduğumuz hisleri, fes satın almayarak gösterdik (!).

Hangi fes veyâ fesler, Bosna’ya bedel tutulabilir? Fes başına… Püskülü…?