Koltuğum Yok Köşem Var

Koltuğum Yok Köşem Var

306

Koltuğum yok köşem var; mutluluğum kayıp neşem var.

Koltuk ‘koltuk çıkanlar’ın meraklısına verdiği helalinden rüşvetin adıdır.

Durun kızmayın hemen, helal bira, helal gıybet, helal soygun olur da neden helal rüşvet olmasın?

Sen neşeden haber ver sevgili okur, mutluluğu herkes tanıyor. Üstadımızın dediği gibi ‘biz inek miyiz ki mutlu olalım?!’

Yok, yok Necip Fazıl’dan bahsetmiyorum. Hem neden üstat denilince yalnızca Necip Fazıl akla geliyor ki? İsmet Özel üstadımızdan bahsediyorum.

İşte görüyorsunuz burada bana da bir köşe nasip oldu. İkisi matbu ikisi elektronik olmak üzere dördüncü köşem bu. Dört köşe olmamak mümkün değil. Niye herkesin koltuğu varken bizim köşemiz var acaba? Hiç olmazsa bir köşe koltuğumuz da mı olamazdı? Nasip diyelim.

Köşe, dönülen yerin adıdır. O andan itibaren zaviyenizi de halvetinizi de safiyetinizi de kaybetmiş sayılırsınız.

Köşe (Gûşe)insanın kendisi ile baş başa kalmaya en müsait olduğu yerdir. O noktayı kaybettiğiniz zaman mihverinizi, yörüngenizi ve kıblenizi kaybetmiş olursunuz.

Köşe sabitenin adıdır; ileriye geriye, arkaya öne kaykılmanıza izin vermez.

Köşe kapmaca oynamak isterseniz köşenize sirayet etmiş yüreğinizi kaybedersiniz. Zira o köşe ciğerinizin köşesidir. Ciğeri beş para etmeyenler anlamaz bundan. Köşe başında beklerler, lakin bekledikleri kişi bir türlü gelmez.
Bekledikleri mekân ve zaman arasına köşebent olurlar.

Şayet bana bir köşe daha verilmiş ise elim kolum bağlı bu köşede öylece durayım, köşeme çekileyim diye değildir elbet.

Oturduğu yerden konuşan olmamak için, Kimseye köşebent vazifesi görmemek için, Köşeyi dönmemek üzere, Burada dayım olmasa da, buradayım.

Dur bakalım neler çıkacak ortaya? Ben yazacaklarımı senden daha çok merak ediyorum sevgili okur! Hele elini kalbimin üzerine koy, anlarsın.