“CİHAN VATANDAN İBARETTİR İTİKADIMCA”

“CİHAN VATANDAN İBARETTİR İTİKADIMCA”

İstanbul mevzubahis olduğunda ilk akla gelen; estetik olan pek çok şeyde İstanbul’a dair bir hususiyet bulan İstanbul sevdasıyla ve temiz Türkçesiyle şüphesiz ki Yahya Kemal’dir, öyle olmalıdır. Eğitim ve elçilik görevleri sebebiyle İstanbul’undan ayrılan şair, bu şehre her dönüşünde (hatta her bakışında) yeni bir güzelliğini keşfederek artan baki muhabbetini eserlerinde terennüm etmiştir.

Hayatında, (kendi ifadesiyle) eserlerini iki kapak arasında görmemek zevki sebebiyle bastırmamış, Hakk’a yürümesinin ardından İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından basılmıştır. Beyazıt’ta Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Medresesi bünyesinde bulunan İstanbul Fetih Cemiyeti ile birlikte, eskiden Sıbyan Mektebi olan bölüm, cemiyetin 7 Kasım 1958 tarihli toplantısında Nihat Sami Banarlı’nın teklifiyle Yahya Kemal Müzesi olarak tahsis edilmiştir.
Müzenin oluşturulması sırasında, şairin kardeşi Reşat Beyatlı’nın bağışladığı eşyaları Banarlı’nın birer birer okşayarak yerleştirdiğini ve Yahya Kemal’in bitmemiş olan “Bir bakıma müzeler şanlı mezarlıklardır” mısraını sık sık tekrarladığını biliyoruz.

İki kattan müteşekkil müzenin ilk katında İstanbul Fetih Cemiyeti’nin bastığı kitapları, Yahya Kemal’in defterlerine aldığı notlar, pasaportları, okuduğu yerli ve yabancı kitapların bir kısmı, yurtdışından gönderdiği kartpostallar ve mektupları, parlamento dokümanları, üzerinde adının yazılı olduğu bir çanta gibi pek çok eşyanın yanında; radyosu, tıraş seti, kolonya şişeleri, çakmakları, tırnak makası da vitrinlerde sergilenmektedir. Müze duvarlarını ise İspanya’da ve Pakistan’da büyükelçilik görevinde bulunduğu zamanlara ait fotoğraflar süslemektedir. Müzeyi ilk ziyaretimde hayran kaldığım şairin büstü ve “Cihan vatandan ibarettir itikadımca” sözü de bendenizde olduğu gibi belki ziyaret edenlerde bir bilinç oluşturur ve Yahya Kemal’e has bir duyuşla cihanın vatandan, vatanın İstanbul’dan ibaret olduğunu düşündürür.

Müzenin ikinci katında ise, annesine ait olan ve üzerine Yahya Kemal’in doğduğu tarihin düşüldüğü Kur’an, gözlükler, madalyon, “cânân”a ait bir tutam kızıl saç ve kurutulmuş karanfil; mekânın ortasına yerleştirilmiş genişçe bir vitrinin içinde Park Otel’de kullandığı çalışma masası ve sandalyesi, şaire ait frak, kravatlar, golf sopaları, eldivenleri, ayakkabıları sergilenmektedir. Duvarları süsleyen fotoğrafların arasında Yahya Kemal’e annesi tarafından verilen ve doğduğu şehir Üsküp’e ait olan bir kartpostal önem arz eder zira şair, ömrü boyunca bu kartpostalı yanından ayırmamıştır.

İstanbul aşığı olan çoğumuzun yolu bir şekilde Yahya Kemal ile kesişir ve bir süre sonra İstanbul sevgisi ile Yahya Kemal sevgisi ayrılmaz bir bütün olur bizim için. Hâl böyleyken, yalnızca sevginin yetmediğini hatırlatmak isterim. Yahya Kemal, Banarlı’ya Karaçi’den yazdığı 15 Haziran 1948 tarihli mektubunun bir yerinde şöyle der:

“… Vatanı ve milliyetimizi sevmekten fazla bir meziyetiniz var. Sevmeği biliyorsunuz. Bilerek sevmek dersi veriyorsunuz…”

Nihat Sami Banarlı’nın dikkati ve rikkatiyle, sevmekten fazla bir meziyetle, bilerek sevmek için müzeyi hafta içi her gün 10.00-16.00 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edebilir ve medresenin hemen girişindeki kitapçıdan İstanbul Fetih Cemiyeti’nin yayınlarını inceleyip alışveriş yapabilirsiniz.

TUĞÇE MEÇ