DAĞILMAK TOPLANMANIN KADERİNDE VAR

DAĞILMAK TOPLANMANIN KADERİNDE VAR

Toplanmak, güzel tedaileri olan bir kelime.

Toplanıp bir araya gelince neler olmaz değil mi? Misal küçük sular toplanır bir arada akmaya başlar, bir ırmak olur, nehir olur; gider bir baraj olur hatta. Irmaklara kaç su, nereden çıkıp karışmıştır, Allah bilir. Bir barajın içinde kaç dağın suyu vardır, yine Allah bilir.

Irmakların akışı hep de şen şakrak olmaz elbette. Sel gelir, ırmak bulanır, yatağından taşar; hatta akması şaşar. Yatağını tekrar bulur belki, ama neden sonra bulur. Bazen de başka bir yatakta akmaya başlar ırmak.

Bir avuç insan kırdan bayırdan, köyden şehirden çıkar gelir, bir dava bir fikir etrafında toplanır. Toplanmaları belki de bir memleketi, milleti ayağa kaldıracaktır. İdealist bir avuç insanın toplanması heyecan vericidir, diriltici bir harekettir. Hareketsiz bir millete diriliş üfleyebilir bu bir avuç insanın toplanması. Ne güzeldir dava adamları, idealist yürekler ne mübarektir.

On yedi erle mesela bir devleti yeniden kurabilir, milleti istiklaline kavuşturabilirsiniz. Bilge Kağan ne de güzel anlatır bunu: “Babam kağan on yedi erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş. Toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için, babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya batıya asker sevk edip toplamış, yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Yedi yüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış, yetiştirmiş. Tanrı lütfettiği için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış. Düşmanı tâbi kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili, töreyi kazanıp, uçup gitmiş…”

Sonrası malum, yine bir dağılma ve savrulma. Bölünme ve parçalanma.

Davalar da böyle değil midir? Kutsiyet izafe ettiğiniz davalar! Dava buharlaşıp çekilir dünyadan. Geriye dava delileri Kerimler kalır genellikle.  İzzet ü ikbal ile çekilip uzlet köşesine seyrederler serancamı. Ne düşünürler, akıllarından ne geçer, hiç bilinmez.

Bütün toplanmalardan geriye koca bir dağılma kalıyor. Bütün toplanmalar dağılmak için demek ki. Demek ki toplanmalar içinde bir dağılmayı büyütüyor.

Neyi topluyorsanız öyledir esasen, sonuç değişmiyor. Oda oda evler mi yaptınız, evlerin içini eşyalarla ve çocuklarla mı şenlendirdiniz, onlar da günü geldiğinde dağılıp gidiyor kendi yoluna, kendi macerasına.

Eşyalar eskiyor, eski bir âleme postalanıyor. Çocuklar büyüyor, evlerden uçuyor. Ne ki toplanıyor, üst üste konuluyor, akıbet değişmiyor. Dağılmanın o anı gelip çattığında, her şey darmadağın oluveriyor. Paralar da, hanlar da, hamamlar da, arsalar da, yatlar da, katlar da… Hepsi işte, berhava oluyor.

Diyelim ki kitap topluyorsunuz. Evet, kitap da nihayetinde birer birer toplanır, bir araya getirilir. Kitaplar yan yana geldikçe çoğalır; üst üste konuldukça yükselir. Toplanır da toplanır. Damla damla suyun bir havuza akması gibi.

Lakin toplanan kitaplar da dağılıyor maalesef! Bunu bilmek acı verse de yapacak bir şey yoktur. Onlarla yapılan nice mahrem sohbetlerin hepsi sayfalarda kalacaktır. Helalleşmelidir onlarla, her birinin hakkı kalacaktır üzerimizde.

Dağılmak, toplanmanın kaderinde var. Toplamaktan mana ne ey Âdemoğlu? Beyhude bir uğraş içindesin; dağılıp gidecek işte topladığın her ne ise! Unutuyorsun ey Âdemoğlu! Unutma…