Direniş Ruhu

Direniş Ruhu

Asla kaybetmemiz gereken önemli bir kaynaktır direniş ruhu! Bu ruhu ve heyecanı canlı tutmanın, meşalesini söndürmemenin yollarını aramayıp bulmaya mecburuz. Başka çaresi yok. Başka türlüsü olmaz. Alternatifsizdir. Varlık nedenimizdir zira. Varoluşumuz, hayat emarelerini canlandırıp güçlendirmemize bağlı… Ulular bu direnişin bayraktarıdırlar.
Direniş ile dirilişin ikiz kardeş olduklarını bize onlar öğretmiştir. Zihnimiz bu kolerasyonu sürekli canlı tutmak zorundadır. Dirilişimiz ve direnişimiz için bu heyecanı kaybetmemek ve onu sağlam bir azim ile doğru belirlenmiş bir ülkü ile donatmamız temel görevlerimizdendir. Ve öncelikli…

Düşman kavi. Hilekâr. Dost postuna bürünmüş bir masumiyet ile yanımızda oturur, kalkar, yer içer. Bize bizden olan cümleler kurar.
Aşinadır dilimize. Her defasında gönlümüzü çelmeyi başarır ve bizi onulmaz yaralarımızla pişmanlık derelerine yuvarlar. Gerisi azap üstü azaptır.

Esen rüzgârdan hile sezen bir geçmişimiz var.
Demir tokmak ile kelle ezen dedelerin torunuyuz. Bize ne oldu da hileli rüzgârları dost ilinden gelir bahar nesimi sayar olduk?
Ne ara bu kadar değiştik, dönüştük bileniniz var mı erenler? Öfkelerimizin tansiyonu neden bu kadar yüksek? Dost nabızları neden yüreğimizde atmaz olmuş? Bir öyle, bir öyle olmayı ne vakitten beri zekânın gözümüzü kamaştıran parlak unsuru sayar olmuşuz.

Ruhumuz direncini kaybetmemeli! Hayy sırrı olmadan hayat olmuyor. Ruhumuzun hayatiyeti mânâda varlık göstermekle mümkün. İşte bu sebeple direniş idmanlarını sürekli hâle getirmeliyiz. Hakikatimizle buluşma arzumuz kesintiye uğramamalı. Muhalefet edişimiz sağlam esaslara dayanmalı ve yürüyüşümüz güçlü adımlarla olmalı. Başarmamız buna bağlı.

Bir de neye direndiğimizi iyi bellememiz gerek. Nefsimizin arzu ve emelleri masumiyet pozları ile yaklaşıyor ve içimize otağ kuruyor. Kazıklarını da pek kuvvetli çakıyor. İplere de sıkı düğümler atmayı ihmal etmiyor. Bu yürüyüş sloganlarla olmuyor. Kendini ondan, bundan daha iyi görmelerle olmuyor. En iyisi benim, en doğrusu benim demek hilelerin en büyüğü aslında. Ruhumuzun direncini canlı tutmak için sağlıklı kaynaklarla beslenmeliyiz. Nefs ordularının fitne ve tuğyanına karşı uyanık olmalıyız. Dost kelamını diline alıp gelen, posta bürünmüş güzellik düşmanlarını bir işmarından tanımalıyız. Bizi dostluktan, muhabbetten, sözden, sohbetten, yârenlikten ırak edenlerden ırak olmalıyız. “Ne sevdiği, ne sevmediği” belli olmayan, duruma göre konum değiştiren, yürek yurdundan sürülmüş şeytanlaşmış ham ervahın tuzağına daha fazla düşmemeliyiz.

Demem o ki, direnişe devam edelim. Edelim ki, gerçek dirilişe vuslat edelim.