Hayal Bilgisi dergisi şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’ı kapağına taşıdı

Hayal Bilgisi dergisi şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’ı kapağına taşıdı

Ayşe Ünsal ve Cihat Albayrak yönetiminde üç ayda bir çıkan Hayal Bilgisi, 26. sayısının kapağında, şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’a yer veriyor.

Şiir özel sayısı olarak çıkan yeni sayının önsözü ve bazı şiirler şehit öğretmeni anmak için kaleme alındı. 26. sayı ile ilgili, derginin genel yayın yönetmeni Ayşe Ünsal şu ifadeleri kullandı:

“Kapağımızda, şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın var. Görev yaptığı okulda öğrencileri için elinden gelen her şeyi yapan bu güzel insanı unutmadık, unutamayız. Tıpkı yaşları, isimleri, görevleri farklı olan binlerce masum insanı unutmadığımız gibi. Unutmamaktan, hatırlamaktan daha fazlasını yapmak için hazırladık bu sayıyı. Öğretmenimiz için ya da farklı konulardaki eserleriyle katkı sunan herkese teşekkür ederiz.
Ercişli Emrah Şiir Ödülü 2017’de finale kalan şiirlerin de yer aldığı derginin, “Veda” başlıklı önsözünü sizlerle paylaşıyoruz.

Veda
“İyi tatiller!” diyerek mi veda etmiştin öğrencilerine? Yüzünde tebessümle birlikte hüzün de var mıydı? Ailene kavuşacaktın ama çocuklarından ayrılacaktın aynı zamanda. Bir yıllık öğretmendin, iyi bir öğretmen; yorulmuş muydun?

Sen şehit olunca, öğrencilerin korkmadan çıktı televizyona. Seni sevdiklerini söylediler öğretmenim. Ne kadar iyi bir öğretmen olduğunu anlattılar. Yalnızca bir yılda ne de güzel çocuklar yetiştirmiştin.

Sen şehit oldun, terörü lanetledi insanlar. Sloganlar attılar, lanetlediler, hatta küfrettiler. Üzüldüler senin için öğretmenim. “Ne suçu vardı ki” dediler. Okuluna senin adını verdiler. Fotoğraflarını paylaştılar, söylediğin şarkıları, “öğretmen oldum ben” sevincini… Bu kez unutmazlar belki demiştim. Bu kez bir günden fazla sürer üzüntüleri, öfkeleri, yeminleri.

Sen şehit oldun ve seni unuttular öğretmenim. Pek çok şeyi unuttukları gibi unuttular. Oysa sen suçsuzdun. Sloganlarla, adının verildiği okullarla, sosyal medya paylaşımları ile affedilmeyecek kadar günahtı seni öldürmek. Seni şehit eden silah da günahkârdı, silahı üreten fabrika da, satan savaş tüccarı da…

Seni unuttular öğretmenim, bir rakamdan ibaret oldun hepsi için. Öteki öğretmenleri unuttukları gibi unuttular, çobanları, doktorları, askerleri, polisleri, çiftçileri, çocukları… Hepinizin toplamı yakın bir akrabalarının ölmesi kadar üzmedi insanları. Hepinizin toplamı bir gözyaşı kadar oldu; ilk rüzgârla soğudu, kurudu kalpleri. Oysa sen masumdun, şarkılar söylemek için gelmiştin dünyaya.

Sen şehit oldun, biz unutmadık öğretmenim. Hiçbir masumu unutmadığımız gibi, seni de unutmadık. Şarkına biz devam edeceğiz, çocuklarını biz yetiştireceğiz, yeşerttiğin topraklar kurumasın diye biz sulayacağız gözyaşlarımızla. Üzgünüz, öfkeliyiz, yeminlerimiz var ama hepsi bu kadar değil. Belki sayımız az ama senin kadar dik duruyoruz. Esnafız, öğrenciyiz, öğretmeniz, ev hanımıyız belki ama hep birlikte iyilik çeteleriyiz.

Öykülerimiz var, şiirlerimiz, şarkılarımız; dua etmesini de biliriz, harekete geçmesini de. Merhametimiz kurşunlardan güçlüdür. İyilikler icat ederek koruyabiliriz şehirlerimizi. Samimiyetimiz en etkili savunma sistemidir; el ele tutuşup sarabiliriz ülkemizi ve koruyabiliriz kötülüklerden.

Sen de elimizden tutar mısın öğretmenim?

Sen şehit oldun ve biz seni unutmadık öğretmenim.