Kalmasın Nihan; Üsküdar Taşradır!

Kalmasın Nihan; Üsküdar Taşradır!

Muallim Naci Efendimiz kahir ekseriyetçe malum olan beytinde;

‘İhtirâz-ı ta’neden kalmakdadır âhım nihân
Bir hakîkat kalmasın âlemde Allahım nihân’

buyurmaktadırlar ki bu hayattaki yegâne ölçüsüzlüğümüzdür! Yine hakikati olanca sesimizle haykıracağız!

Efendiler, toplumu aldatmayınız! İstanbul suriçidir. Geriye kalan ise Dersaadet rüyası gören muhipler ve dahi muhitler! Maksadımız kimsenin rüyasını tabir etmek değilse de rüyada da olsa ‘haddini bilen kendini bilir’ düsturuna tam manasıyla ittiba etmektir. Bu bahiste Muallim Efendimiz gibi çekingen, sıkılgan, utangaç olmayacağımızı dosta düşmana karşı ilan ediyoruz.

Muallim Efendimiz kayınpederleri, ulu pîrimiz, Üstazûl Muharrirân Ahmet Mithat Efendimizin gölgesinde kalmasından naşî, elâlem içinde eziklenir olmuş, yenilerin özgüven dediği nesneyi bir miktar burdurmuştur! Burulma yazar takımında orjinalite kısırlığına sebep olsa da özellikle besiye ayrılmış tekelerde verim had safhada olmaktadır. Konumuzla iltisakı olmadığı için o mevzuya temas etmeden geçiyoruz. Ayrıca saygıdeğer karîlerden ricam yazarı böyle talî meselelerle meşgul etmeyip ana meseleye dikkatlerini teksif etmeleridir.

Ne diyorduk Efendim? Meselemiz Dersaadet, taşra değil! Kadîm Üsküdar Hanımefendi ve Beyefendilerinin bu çıkışımıza diş gıcırdatmalarını normal karşılıyoruz elbette. Muhitlerini İstanbul farzetmeleri en tabii haklarıdır. Zira Dersaadet cepheden en net biçimde Üsküdar’da gözükür. Lakin iş onunla bitmez. Karşıdan görmek başkadır, İstanbullu olmak başka. Eteği çamurlu kâtibin İstanbullu olduğu iddiası, Kozan Beyinin Padişah Efendilerimizin emmisi oğlu olması gibi bir iddiadır ki zımnen doğru, aklen kerihtir. Yoluna kurban olduğumuz Hüdaî Efendimizin hatırı dahi bu hakikati değiştirmez.

Hüdâ’ya hamdü senalar olsun ki bizim bürhansız işimiz yoktur. Dersaadet üzerine söz söyleyebilecek evsafta olan büyüklerimiz dahi bizle aynı kanaattedir. Bakınız Yahya Kemal Efendimiz Üsküdarlıların İstanbulluluğu hakkında ne buyurmaktadır;

‘Üsküdar bir ulu rü’yayı görenler şehri’

Üsküdar ve diğer Anadolu semtleri rüyasını göre dursun biz Suriçinde Aleksandre, Alma Roma, Aylana, Anthusa, Antonia, Asitane, Beldetü’l-tayyibe, Bizantion, Cezire-i heft, Cebel, Constantinople, Çakdurkan, Çar gorod, Çezar şehri, Darü’l-hilafe, Darü’l-islam, Darü’l-mülk, Darü’s-saltana, Der-aliyye, Der-i devlet, Dergah-ı selatin, Dersaadet, El-farruk, Estambul, Escomboli, Estefanye, Granduye, Gulgule-i rum, Harakliyan, İslambol, İstimboli, İstinpolin, Kalipoliskanaturye, Kayser-i zemin, Konstantina el-uzma, Konstantiniyye, Konstantinopolis, Kospolikostye, Kostyantine-grad, Licus, Mahmiyye-i İstanbul, Mahrusa-i İstanbul, Mahruse-i Konstantiniyye, Makedonya, Megalipolis, Miklagard, Neas romes, Nor-hormn, Pay-i taht-ı saltanatpoli, Polin, Polis, Pozantyam, Doğu Roma, Bizanti, Bizantion, Roma constantinum, Roma orientum, Sakalye, Secunda roma, Sitanbul, Südde-i saadet, Stanbul, Südde-i saltanat, Şehir, Şehr-i azam, istambul, Şehr-i kontantin, Taht-ı rumtarigrad, Tekfuriye, Urbis imperiosum, Ümmü’d-dünya, Vezendovar, Vinazt kağak, Yağfurçeyankoviçe’yi yaşamaya devam ediyor olacağız…

Bu haftalık da bu kadar…
Hodâ Hafız ey üftadegân…