22 Ekim Pazartesi |

Orhun'dan Tuna'ya

Orhun'dan Tuna'ya

OKUMAK, YAZMAK VE KADINIMIZ ÜZERİNE

“Çok yazmak için çok okumak lâzım.” diye bir cümle gözümüze ilişti. Peki, bu hüküm nereye kadar işe yarar? Yâni, “çok yazmak” bir fazîlet midir? Değerli olanı,...

Merhamet-i Lemyezel

Söz, haddini ve kendini bilmekten açılınca, Sultan Mustafa Hân-ı Sâlis’i hayırla ve rahmetle anmak, en azından bir vicdân rahatlatma ameliyesidir. Sultan Üçüncü Ahmed’le Mihrişâh Emine...

Eşikte Durma Ânı veyâ San’atın Fotoğrafı

“Târîh” nedir? Şimdiye kadar pek çok “târîh” târifi yapıldı. Bu değişik “târîh” reçetelerinden çıkarılacak hülâsâ, şöyle bir cümleye sıkıştırılabilir: “Târîh, insan geçmişiyle ilgili gelişmeleri...

Siyahın Beyaza, Gündüzün Geceye Nisbeti

Milletlerin târîhinde, bâzı isimler ışıldak vazîfesi görür. “Yavuz Sultan Selîm” için    -ileriki asırlara gönderdiği ışık huzmeleri hesâba katıldığında –  daha büyük mikyasta aydınlatma tâbirleri...

Ummâna Deniz Mecâli Dayanmıyor

Târîhin merkezinde, bütün heybet ve haşmetiyle “insan” oturuyor. Geride kalanların hepsi, dekordan ibârettir ve figüran olmanın ötesine geçemezler. Bunca yorgunluğun, mesâînin, çabalamanın tamâmı, insana...

Uyku İlminin Mukaddimesi Ve Er Meydânı

Câhil, nâdân, haramzâde, mühtekir olarak mûcize bekleyenler, değil gecelik istihâreye, “Eshâb-ı Kehf” uykusuna yatsalar, yine de toplu iğne başı miktarı ışığa ulaşamazlar. Kur’ân-ı Kerim’de, adlarını...

NEDÎMÂNE PEŞREV ÇEKMENİN GAZELE AKSİ

Türk şiirinde İstanbul sevdâlısı sayılabilecek birkaç isim arasında Yahyâ Kemâl’le birlikte öne çıkan bir de Nedîm var. Lâle Devri’nin bu sembol ismi, dîvân geleneğinin...

Dandanâkan’dan İstanbul’a

Dandanâkan Zaferi, Türk milletinin yönünü batıya çevirmesi yüzünden, fevkalâde bir dönüm noktasıdır. 1040-1071 arasındaki Horasan- İran- Kafkasya harekâtı içinde, Anadolu, hep mercek altında tutulmuştur....

SEVİYELİ OLMAK VE DURMAK

“Doktrin” karşılığı kullanılan bir garîb tâbir var: “Öğreti”. Daha telâffuz edilirken “eğreti” sözünü tedâî ettiriyor. “Doktrin”e karşı duruşu da aynı şekilde eğreti. Tabiî ki, mecbûr...

“ALDIĞIMIZ FİYATA SATARIZ!”

Bizim “ada”lı mâcerâlarımız hep şen başlamış yaslı bitmiştir. Ne hikmetse, uzun vâdeli ada hâkimiyetine kendimizi alıştıramamışızdır. İstanbul’daki “Adalar İlçesi” ile Marmara’ya serpiştirilmiş bir avuç...