Köşeler Dolusu Yazarlar

Köşeler Dolusu Yazarlar

3288

Gazete ile ilgisi olan hemen her insan bilir ki gazetelerde istihdam edilmiş “köşe yazarı” adı verilen kişiler vardır. Bugün sayıları binlerle ifade edilen bir nüfusa sahiptirler. “Binler” rakamını bir abartma sanmayınız; internet âlemindeki gazetelerin köşe yazarlarını da hesaplarsanız, gerçeği görürsünüz. Bu satırların yazarı da malum olduğu üzere, size internetteki bir köşeden sesleniyor.
İnsanlar sırf köşe yazsın diye kurulmuş bir site bile gördüm; yüzlerce insan orada köşe yazıyor! Herkese de açıkmış! İsteyene anında bir köşe yazarlığı şansı! İyi mi?
Ne güzeldir, yol gösterici, bilgilendirici olarak binlerce köşe yazarı. Ne türlü sıkıntınız, derdiniz varsa, hemen konunun ilgili köşe yazarını bulunuz ve okuyunuz; o dakika sıkıntınız hallolsun, derdinize çözüm bulunsun. Gerçekten bir nimet canım…

Eskiden en çok yaptığım işlerden biri de “köşe yazısı” okumaktı. Muntazam olarak her gün gazete alırdım, takip ettiğim yazarları sayfaları çevirerek okurdum. Gazetelerin internette yer almasıyla birlikte artık gazete almıyorum. Sevdiğim bazı köşe yazarlarını da internetteki köşesinden okuyorum. Zaten okuduğum kaç yazar kaldı şunun şurasında…

Eskinin köşe yazarları genelde edebiyatçılar olurdu. İşin piri olan Şinasi bir edebiyatçıydı. Onun ardından, milletin hocası olan Ahmet Mithat Efendi, Namık Kemal, Ziya Paşa vb. hepsi edebiyatçı ve gazeteciydi. Daha sonraları durum yine aynı şekilde devam etti; Yahya Kemal, Refik Halit, Peyami Safa, Yakup Kadri, Necip Fazıl, Tarık Buğra, Ahmet Kabaklı gibi isimler de gazetelerde köşe yazarı olarak göründü.

Günümüzde edebiyatçı olan köşe yazarı neredeyse yok seviyesine indi; saysanız birkaç kişi ancak. Hem artık köşe yazarı olmak için edebiyatçı olmanız da gerekmiyor! Çok başka şartlara haiz olmalısınız. Peki nasıl köşe yazarı olunur, kimler olur?

İlişkileriniz ve bağlantılarınız varsa kolaydır. “İlişki” ve “bağlantı” nedir, nasıl sağlanır diye de sormayın sakın. İşte bu iki önemli şarta sahipseniz, Türkçe bilmeseniz de, cümle kuramasanız da köşe yazarı olursunuz. Dil çok da önemli değildir anlayacağınız! Adınız bir kere köşe yazarına çıkmışsa tamamdır, havada ve karada size ölüm yoktur! Bir gazeteden atılmış (pardon ayrılmış!) olsanız da başka bir gazete size kucak açacaktır. Merak etmeyin boşta kalmazsınız.

Ben çocuktum bazı yazarlar vardı, ben büyüdüm o yazarlar hâlâ var ve hâlâ yazıyorlar. Bu işten emekli olunmuyor demek ki! Yazma sıkıntısı da yaşanmaz bu sektörde; öyle bir hâl olursa, kolayı var, 30-40 yıl önce yazdıklarınızı tekrar tekrar yayınlarsınız olur biter. Bunu kim anlar ki, değil mi? Maşallah enerjileri hiç tükenmiyor! Bundan sonra gidip bir bahçede domates, biber yetiştireyim de demiyorlar! Milleti derin bilgilerinden mahrum bırakmak istemediklerinden böylesine bir fedakârlık yaptıklarını düşünüyorum!

Köşe yazarı kimliği ile televizyonlara çıkıp ahkâm kesenleri de çoktur. Televizyonların siyah beyaz olduğu günden beri konuşanları var. Değişik görüşteki yazarlardan bir yuvarlak masa oluşturup onları kavga ettirmek ciddi “reyting” getirmektedir. İnsanlar da sanıyor ki ortada bir “fikir mücadelesi” var. Hemen her kanal da bunu yapıyor. Benim şenlikli ülkem…

Köşe yazarlığı ilginç bir meslektir. Meslektir dedim ama acaba meslek midir? Böyle bir meslek olabilir mi, çok emin değilim doğrusu.
Köşe yazarı dediğiniz kişi hemen her konunun uzmanıdır ve her konuda yazabilir. Bilse de yazar, bilmese de yazar. Bir gün siyaset yazıyorsa, diğer gün tarım yazabilir, ardından sinema hakkında esaslı bir yazı döktürür, daha öbür gün de dinden bahsedebilir. Bu konuların hepsinin hakkından gelir!

Gelir mi? Laf olsun canım! Bu köşe yazarları arasında cahil, hatta zırcahil bir ton adam vardır. Cahil olmak, köşe yazarlığına engel değildir! En büyük gazetelerde, en afili köşelere bile buyur edilirler ve yazar yapılırlar. Bu gazeteler bunlara tonlarca para da verir.
Bu Türkçe özürlü köşe yazarları, köşe yazarı olarak kalsa iyi, kalmıyorlar. Ülkenin derin fikir adamlarıymış gibi ortalıkta geziniyorlar. Memleketin en itibarlı kişileri sayılıyorlar. Âkil adam muamelesi görüyorlar. Oysa dün ak dediklerine bugün kara diyebiliyorlar. Nasılsa, hafıza-i beşer nisyan ile mâlûl ya, nasılsa yazılanlar ve söylenenler unutuluyor ya hemen.

İyi de hiç mi okunacak iyi köşe yazarı yoktur derseniz, elbette vardır. Ve fakat bunların sayısı da çok azdır; belki bir elin parmakları sayısınca. Kimler midir? Artık onu da siz bulun efendim, her şey köşe yazarından beklenmez ya…