Merhamet-i Lemyezel

Merhamet-i Lemyezel

Söz, haddini ve kendini bilmekten açılınca, Sultan Mustafa Hân-ı Sâlis’i hayırla ve rahmetle anmak, en azından bir vicdân rahatlatma ameliyesidir.

Sultan Üçüncü Ahmed’le Mihrişâh Emine Sultân’ın oğulları olarak 1717 yılında Edirne’de (bir rivayete göre de İstanbul’da) doğan Üçüncü Mustafa Hân, çok renkli ve hareketli, oldukça da alçak gönüllü bir hükümdârdır.

Cemâl Süreya’nın, “Lâleli’den Dünyâ’ya doğru giden bir taramvaydayız” mısrâına ilham veren keşif hevesi, Üçüncü Mustafa’nın patentindedir. İstanbul’un sembol semtlerinden Lâleli, her şeyini bu hükümdârımıza borçludur.

Üsküdar’ın mâruf tepelerinden birine de, “Ayazma” ismiyle bilinen câmii, yine bu Sultân’ımız yaptırmıştır.

Toplam on yedi yıl tahtta kalan Üçüncü Mustafa, bânîsi olduğu hiç bir mîmârî esere adını vermemiştir. Bu yüzden o, bir tevâzû âbidesidir.

1739’da, Avrupa topraklarını Belgrad Andlaşması’nın teminâtına bırakıp, uzun sayılacak bir barış devresine giren Osmanlı Cihân Devleti, Üçüncü Mustafa’nın cülûsuna kadar, silâh sesleri duyulmayan yıllar yaşadı. Lâkin daha sonra sökün edecek ve Küçük Kaynarca adını alacak fâciâ raporu ile bizi çürüğe çıkaracak hâdiselere, bu barış zamânında hiçbir ciddî hazırlık yapılmamıştır.

Üçüncü Mustafa Hân’ın, isâbetli teşhîs ve samimî arzûlarına rağmen, radikal adımlar atılamamış ve kötü gidişe “dur!” denilememiştir.

Sonunda, semeresiz gayretlerin üst üste yığılması, Pâdişâh’ı da müteessir etmiş ve onda, “durumun düzelmeyeceği” fikri hâkim olmuştur. Aynı zamanda iyi bir şâir olan Üçüncü Mustafa Hân, ümitsizliğini şu mısrâlara aktarmıştır:

“Yıkılubdur bu Cihân, sanma ki, bizde düzele.

Devleti, çarh-ı denî virdi kamu mübtezele.

Şimdi ebvâb-ı saadetde gezen hep hazele.

İşimiz kaldı hemân merhamet-i lemyezele.”

(Bu Cihân yıkılmak üzeredir, bizde düzeleceğini de sanma. / Âdî, çarpık düzen sâyesinde devlet, baştanbaşa basit ve değersiz kadroların elinde kaldı. / Şimdi saâdet kapısında gezip kendine menfaat temin edenler, hep âdîler. / Gâlibâ, işimiz Allâh’ın merhametine kaldı.)