Nietzsche Ve Goethe’nin Üstün-İnsan Tasavvuru I

Nietzsche Ve Goethe’nin Üstün-İnsan Tasavvuru I

Nietzsche, “insan iki sonsuzluğun arasına kıvrılmış bir virgül, bir istifhamdır” der. Nietzsche’ye göre, bir istifham, bir virgül bir soru işareti olan insan anlaşılmalı ve aşılmalıdır.

Bunun için Nietzsche «dionysos tipi insan» yahut «insan-üstü» (Übermensch)’nü ideal olarak gösterir. Nietzschen’in Übermensch’i bir bakıma Hz. Mevlana’nın “dinamik insan”, “kâmil insan”ına yahut Muhammed İkbal’in “merd i mümin”ine benzer. Bu «dionysos tipi insan», Goethe’nin Faust’unda bütün karakter çizgilerini verdiği «Faust tipi insan»la kardeş olmasa da ona çok benzemektedir.

Dikkatli bir göz bütün bu karakterlerin kabına sığmayan, dinamik ve aktif tipler olduğunu görecektir. Aslında bu karakterlerin hemen hepsi ebediyet sarhoşudurlar, bu yönüyle birbirlerine çok benzerler. Ayrıldıkları nokta şudur:

Nietzsche’nin yücelttiği Übermensch, ufkundan Allah’ı silmiş bir mahlûktur. Evet, bu dionysos tipi insan Nietzsche’nin ölçülerine göre, mutlak hürriyet peşindedir; kâinatla güreşir, kaderini yenmeğe çalışır, kaderin darbelerini stoik bir metanetle karşılar, kendinden üstün hiçbir varlık tanımaz. Tanrı’nın yerine kendini, insan – üstü’nü yerleştirir:

«Wenn es Götter gaebe, wie hielte ich’s aus, kein Gott zu sein. Also gibt es keine Götter.» yani „Eğer Tanrılar var olsaydı, o zaman ben nasıl tahammül ederdim Tanrı olmamaya. Öyleyse Tanrılar yoktur.“ der.

Nietzsche’nin üstün-insan’ı kendinin fevkinde hiçbir değer tanımayan bir münkirdir, bir ifrittir ama aynı zamanda bütün değerlerini kendi yaratan bir yaratıcıdır. Kendi dünyasını kendi yaratabileceğine inanan trajik bir tiptir. Nietzsche’nin üstün insanı ışığını göklerden değil, derunundan, dimağının prizmasından sızdıran dinamik, faal, pür-cûş bir yatarıcıdır.

Hal böyle olunca Nietzsche, metafizik ufkun yerine, ateizm boşluğu üzerine bütün bir hayatı yerleştiriyor mutlaklaştırıyor. Ona göre insan, hayatın ufuklarını “dionysos’vâri” iradî hamlelerde fethetmeli, hayatın sonsuz ufuklarında derin bir istek ve hazla döne döne bir kartal uçuşu gerçekleştirmelidir.

Nietzsche’nin tasavvur ettiği dünya hayattan başka hiçbir kutsal tanımayan insan iradesinin aksiyonlarından teşekkül etmektedir. Filozofun üstün-insanı üstün metafizik değerlerden kopmuş, onlarla alakasını kesmiştir. Bundan sonrasını yani iradenin takip edeceği yolu Nietzsche, gayet sarih bir şekilde Zerdüşt’ün ağzından şöyle tasvir eder:

Açınca başımın üstüne sessiz semaları,
Uçunca kendi gökyüzüme kendi kanatlarımla,
Sonsuza dek uzanan nur – ufuklarında
Cezbelenince vecd ile ruhum,
Ve bir kuş-bilgeliği gelince hürriyetime,
Duyarım bu hikmetin hitabını
O zaman derinden derine:
Hele bak dinle beni: yoktur bu yan ya da öbür yan;
İleri, geri, aşağı, yukarı:
İstediğin hedefe eyle akın, koş… durma atıl!
Kuş gibi hürsün, bağlı değilsin,
Bütün ufuklar sana açık,
Şarkını söyle, konuşma artık!

Not: Müteakip yazımızda da Goethe’nin Üstün-İnsan tasavvurundan söz edeceğiz.