Ordu’da Neler Oluyor ?

Ordu’da Neler Oluyor ?

Yok, canım, Ordu dedimse şu bizim Karadeniz’imizin fındığı ile; hoşgıran,melocan ve galdirik kavurmalarıyla meşhur şirin mi şirin ilinden bahsediyorum. Boztepe’siyle, yukarı yukarı aksın diye durmadan türkülerde dua ettiğimiz dereleriyle, memleketimizin cennet mekânından. Peygamber ocağımızdan değil, şairlerin yalnızlıklarını çoğalttıkları köşe bucağımızdan bahsediyorum.

Ordu ile ismi özdeş hale gelmiş, sesi sözünden, sözü sesinden güzel şair Selçuk Küpçük’ün, çocuk duyarlığımızın beyefendi hali olan şair Gökhan Akçiçek’in memleketi. ‘Yaşamak bir ömre anılar biriktirmektir’ cümlesinin mücessem hali yazar Dursun
Ali Sazkaya’nın ilham yurdundan, şair Özcan Ünlü’nün, Mürsel Sönmez’in güzelliğe dair umudundan bahsediyorum.

İşte bu Ordu’da son günlerde bir şeyler oluyor. İlkin bu kentimizin adı bir şiiri kıskandıracak denli güzel ilçesi Aybastı’da bir festivalde belediye başkanı ile emniyet müdürünün korumaları birbirine girdiler. Üstelik çiçeği burnunda Ordulu Kültür Bakanımız Numan Kurtulmuş da orada. Bir itiş kakış, bir gürültü patırtı derken yumruklar havada uçuşuyor. Kültür Bakanını korumaları hemen festival yerinden uzaklaştırarak koruyorlar. Belediye başkanının korumaları meşgul, çünkü emniyet müdürünün korumalarıyla kavga ediyorlar. Yani görevdeler. Emniyet müdürünün korumaları da belediye başkanının korumalarıyla tekme tokat kavga halinde olduğu için onlar da müsait değiller. Bu kavgada arada kalan halkın bir koruması olmadığı için, onu da Allah korudu!

Kavgada yumruk sayılmadığı gibi sebep de aranmaz, ama yine de soralım: İyi de bu kavga niçin? Güvenilir kaynakların verdiği bilgiye göre, kavganın sebebi protokolde önde oturmak için sen ben kavgası. Halk neden kavgaya dahil olmadı peki? Çünkü halk ekmek kavgasından başka kavga bilmediği için kenarda durdu.

O halde kendi kendime müsaadenizle bir soru daha soracağım:

-Gerçekte, protokolde belediye başkanının ve emniyet müdürünün yeri neresi olmalıydı?

Hemen cevap vereyim:

-Halkının kalbi ve milletinin gönlü elbette!

Ordu’ya nazar mı değdi ne! Öyle ya, Boztepe’den aşağıya doğru bakarken ona göz mü dayanır?! Yukarıda bahsettiğim olaydan çok geçmedi bu sefer Ordu’dan yeni bir kavga haberi: “Ordu’da denize iç çamaşırıyla girme kavgası: Üç yaralı, 10 gözaltı” İnanılır gibi değil! Her yaz geldiğinde bu denize şöyle girdi böyle girdi haberlerinden bıktık artık! Bikini, burkini derken şimdi de iç çamaşırla denize girme tartışması kan dökülecek raddeye getirdi memleketi. Yahu bırakın girsin insanlar denize, nasıl istiyorlarsa öyle girsinler.

Sevgili Ordulu hemşerilerim iç çamaşırla denize girmek insanın en fazla içini gösterir. Kültürünü, görgüsünü ve hayat üslubunu yani. Kimsenin iç işlerine karışmak istemem, ama iç çamaşırla denize giren kişi denizden çıkmadığı sürece bir sorun yoktur kanaatindeyim. Yeter ki sahile vurmasın adamın bedeni. Bu kavganın da nedeni? Donla denize giren adamın görünen bedeni! Üç kişi yaralanmış, on kişi de gözaltları morarmış şekilde gözaltına alınmış.

Hey Allah’ım!(diğer bir tabirle Hay Allah’ım!) uğraştığımız şeylere bak! Birileri gerçekten de Ordu’nun derelerini yukarı akıtmaya mı çalışıyor ne? Selçuk, Gökhan, Özcan, Ali, niye öyle duruyorsunuz? Bir şeyler söylesenize yaaa!