Sadaka Kutuları

Sadaka Kutuları

26
PAYLAŞ

Süleymaniye..

Dünyaya hakim bir hükümdar ile taşa secde ettiren bir mimarın bir gönül hediyesi.

Şehrin başköşesine kurulmuş bir aile büyüğü misali mihmanına sinesini açan, gölgesinde kedilerin, köpeklerin ve pek çok canlının hayat bulduğu kutlu camiî…

Selatin camiileri içerisinde en huzur bulduğum yerdir Süleymaniye Camiî.

Banisinin yaptırırken ki samimiyetinden mi, müminlerin her saniye arşı titrettiği dualarından mıdır bilinmez nice edebiyatçı, tarihçi ve pek çok gönül insanı da aynı şeyi düşünüyor olacak ki şiirlerine, resimlerine, yazılarına daima Süleymaniye ile başlamışlardır.

Osmanlı’nın en muhteşem döneminde inşa edilen ve heybetiyle dünya milletlerni kendisine hayran bırakan bu camiîye yeterince kıymet vermediğimiz kaçınılmaz bir gerçektir.

Zaman zaman bakım çalışmaları yapılsa da hâlâ hak ettiği ehemmiyeti görmediği kanattinde olduğum bu zamanda, içerisinde bulunduğumuz ramazan ayı içerisinde defalarca ziyaret ettim Süleymaniyeyi.

Camii ve külliyelerimiz açısından İçimizi acıtan, yürekleri burkan pek çok olayla karşılaşıyoruz lâkin bu defa karşılaştığım olay adeta ceddime hakaret niteliğindeydi.

Camiî içerisine girilen üç kapının hemen iç tarafına, insanların tam geçiş yolu üzerine oldukça büyük sadaka kutuları konmuştu.

İstanbul’u ve bu güzel eseri bize miras bırakan bir padişahın camiîne sadaka kutuları konmuş ve isanlardan para dileniliyordu. Bu olayın bir benzeri de yıllar evvel Fatih Sultan Mehmed’in kabri önünde cereyan etmiş, İstanbul’un asıl sahibini dilenci durumuna düşürerek hemen türbe önüne sadaka kutuları konmuş ancak yapılan şikâyetlerden sonra kutular kaldırılmıştı.

Bende gördüğüm luzum üzerine gereken yerlere şikâyetimi bildirdim fakat olumlu bir cevap alamamamın yanı sıra birkaç gün sonra öğle namazını cemaatle kılmak için camiîye gittiğimde imam efendinin tam tekbir alacağı esnada “sadaka kutularını hatırlatarak yardım istemesi” inanın gözlerimi yaşarttı.

Şimdi ben de soruyorum yetkililere;

İstanbul’un asıl sahiplerini dilenci durumuna düşürmek nasıl bir hadsizliktir!

Asırlara emanet bu kutlu mabede böylesi bir çirkinliği nasıl yakıştırırsınız!

Camiîlerde dilenmeyi yasaklayan bir devlet kendine bu vaziyeti nasıl yakıştırıyor!

Uyguladığınız bu öğreti hangi dinin?

Ve sahibi olduğunuzu zannettiğiniz bu ulu mabedler esasında kimin?