YALAN DÜNYANIN İPİ

YALAN DÜNYANIN İPİ

‘Bazen tek bir cümleyi yalanlamak için bütün bir hayat hikâyesi anlatmak gerekir.’ der ‘Bir Zamanlar Avrupa’da’ adlı hikâye kitabında John Berger. Yaşadığımız çağa, ülkeye, şehre, topluma, insanlara hatta hayvan davranışlarına bakınca yeterli olur mu acaba diye düşünüyor insan. Bir hayat hikâyesinin yalanlayamayacağı, tek cümlelerin çok rahat kurulabileceği bir zamandayız bence. Baştanbaşa bir ‘Tutarsızlıklar Çağı’ içinde bulunduğumuz. Bize gösterilen bir resmin asla öyle olmadığını sezdiğimiz ama ispatlayamadığımız devirler…

Yeri gelmişken Amin Maalouf’un şu sözünü de anmadan geçmeyelim; ‘Belleğimde resimler var kalan, ama gözlerimin gördüğü ile bir değil.’ Ne kadar doğru bir teşhis. Gördüğümüz belleğimize, duyduğumuz hafızamıza, yaşadığımız inandığımıza ters! Eskilerin ‘yalan dünya’ dedikleri bu değilse nedir?

Dokunma keyfine yalan dünyanın

İpini beline dolamış gider

Gözlerimin yaşı bana gizlidir

Dertliyi dertsizi sulamış gider

 

Kimi hızlı gider uzun yol tutar

Kimi altın satar kimi bal tutar

Kimi soğan bulmaz kimi bal yutar

Kimi parmağını yalamış gider

 

Mahzuni bu nasıl yazı Mahzuni

Bazı şerif olur bazı mahzuni

Yurdunda anasız kızı mahzuni

İnsanlık ardından melemiş gider

Mahzuni Şerif’in bu türküsü uzun lafın kısasıdır. Çok külliyatların, kitapların, makalelerin hülasasıdır. ‘İpini beline dolamış giden’ şikâyetçi olduğumuz yalan dünyadır. John Berger’in bahtsızlığı belki de İstanbul’a kadar gelip Ruhi Su türküleri dinlediği halde Mahzuni Şerif dinleyememiş, Sabaha kadar Sait Faik okuduğu halde Mustafa Kutlu’yu tanıyamamış olmasıydı. Öyle zannediyorum ki bu sadece Berger’in bahtsızlığı değil, içimizden, evimizden, obamızdan çıkan bazılarının da kısmetsizliğidir. Biz ‘tek bir cümle ile hayatı’ anlatmayı becerebilen geleneğin varisleriyiz. Yalanlamak değil doğrulamak derdimiz. Bir hayatı tek cümleyi doğrulamak için feda edebilecek hakikatperverleriz. Ya bunu hatırlayacak ve silkineceğiz, ya beli ipinde dünyanın peşinde yalan olup gideceğiz. İkisi birden mümkün değil. Hem somunu bütün hem karnı tok olmak belki masallar âleminde olabilir.  Bizim düşünce dünyamızda da edebiyatımızda da yeri yoktur. Kalemi kelamına, girişi selamına, ilk sözü hitamına uygun yaşamak şiarımızdır. Uymayanlar düşünsün!