Yaşayan Kültür Mirası “Hasan Eşref Efendi Konağı”

Yaşayan Kültür Mirası “Hasan Eşref Efendi Konağı”

Özden Gülen

Öğlen üzeri Tahtakale’den Pınarbaşı’na doğru yürüyorum. Hava ayaza kesmiş, rüzgâr sert esiyor. Tahtakale her zamanki canlılığında. Sağlı solu küçük dükkânlar, hırdavatçılar, esnaf lokantaları, balıkçılar, ekmek fırını… Soğuk havaya rağmen kahvelerin önündeki alçak iskemleler dolu. Müdavimleri üzerinde dumanı tüten çay bardakları avuçlarının arasında ısınmaya çalışıyor. Hırdavatçı dükkânlarının önlerinde rengârenk, çeşit çeşit malzemeler… Yol kenarına dizili boy boy sobalar, ızgaralar, baca deliği kapakları, maşalar kış ortasında olduğumuzu kuvvetle hissettiriyorlar. Veziri Caddesi’nden Pınarbaşı’na doğru ağır ağır yokuşu tırmanıyorum. Az aşağıda yol kenarındaki yeşil parmaklıklı kabrin önünde duraklayıp Helvacı Bacı’nın ruhuna bir Fatiha gönderdim. Yolun sol tarafında sıralanan Veled-i Vezir Camii ve Üçkurnalar Camii hazireleri ile Esici Mehmed Dede kabirlerine de dualarımı okuyarak Üçkurnalar Çeşmesi’nin önüne varıyorum. Bundan sonrasında sağda eski surlar ve Yerkapı, solda Pınarbaşı Mezarlığı uzanır. Çeşme başında soluklanırken gözüme ilişiyor. “Yaşam Kültürü Müzesi” yazan kahverengi tabelayı daha önce hiç fark etmemişim, hayret! Halbuki Alacahırka ya da Yerkapı’ya giderken sıkça geçerim bu yoldan. Merakla ok istikametine yürüyüveriyorum. Az ileride soldaki sokağı gösteren bir tabelayı takiben döndüğümde, kocaman bir bahçe içinde güzelim konağı görünce hayret ve merakım katlanarak büyüyor. Bahçe kapısını açıp taş avluya ayak basıyorum.

Güvenlik ve danışma görevlileri  ile birkaç selamlaşma cümlesi ve binayı gezerken fotoğraf çekme isteğim Müze Müdürü Goncagül Hanım ile tanışmaya vesile oluyor. Meğer tam da arayıp da bulamadığım bir mekâna sürüklenmişim. Goncagül Hanım’ın rehberliğinde konağı gezerken geçmişe, hatıralara, kültürümüze, geleneklerimize ve el sanatlarımıza doğru upuzun bir yolculuğa çıkıyoruz.

18. yüzyıl geleneksel Türk mimarisinin bir örneği olan bu tarihi konak Bursa’da deri tabakhaneleri olan Hasan Eşref Efendi’nin ailesi için inşa ettirmiş olduğu bir yapıymış. Hasan Eşref Efendi’den sonra kızı Hacer Hanım’ın 1986 yılındaki vefatına kadar burada yaşadığı biliniyormuş. 2012 senesinde Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından alınan tarihi konağın restorasyonu yapılmış ve 2017 yılında Bursa Yaşam Müzesi olarak düzenlenmiş. Geçtiğimiz aylarda ziyaretçi kabul etmeye başlayan mekânın tanıtılması için faaliyetler sürmekteymiş.

Ayakkabılarımızı çıkarıp halı serili zemine basarak ahşap merdivenlere yöneliyoruz. Yaklaşık 200 metrekare taban alanı üzerine üç kat olarak inşa edilmiş konağın giriş katı yönetim, oturma odaları ve faaliyet alanı olarak kullanılırken; birinci ve ikinci katları yapıldığı dönemin eşyaları ile geleneklere, yaşam tarzına uygun olarak tepeden tırnağa döşenmiş. Ahşap kaplama tavanlar, mumluklu avizeler, tel kırma işli sedir örtüleri ile sedirler… Anlaşılan bu konağı ziyaret sandığımızdan uzun sürecek diye düşünüyorum.

Birinci kata ulaştığımızda merdivenlerin hemen yanında bir sokak kapısı daha görüyoruz. Yokuşta inşa edilmiş konağa bir üst sokaktan girilebilen kapı bu. Yanındaki duvarda mermer alınlığı ile bir çeşme var. İnşa edildiği dönemde evlerde su bulunmadığından zamanı geldiğinde mahalleye döşenen su tesisatından bu şekilde eve su alınmış. Ortada dikdörtgen formlu bir salon, pencerelerin önündeki sediri ortadaki büyük boy pirinç mangal, ceviz konsollar ve oymalı aynaları ile bizi alıp bir asır öncesine götürüyor. Sünnet odası olarak düzenlenmiş ön cepheye bakan oda, iğne oyalı yemenileri, dantelleri, kanaviçeleri, saten yorganı, yatak örtüleri ve yüklüğündeki yatak yorganları ile mükemmel hazırlanmış. Yüklük dolabının bir tarafındaki raflara yine dönemin tahta oyuncakları dizilmiş. Oyuncaklar arasında kendi çocukluğumu görünce duygulanıyorum. Temsili sünnet çocuğu heykeli ile tamamlanan odada süslenmiş yatak hakikaten görmeye değer. Şehirlerde artık pek görülmese de bu yatak süslemesi Anadolu’da çok yaygın olarak yapılırdı. Karşımızdaki  Bursa yatak süslemelerinin çok güzel bir örneği.

Arka cepheye bakan mutfakta  yine manken ile canlandırma yapılmış.  Duvara çakılmış tahta raflarda tabak bardaklar, çinkolar, bakırlar, ortadaki bakır sini ve tuğladan örülmüş ocak ile güğümler bize ev sıcaklığını fazlasıyla hissettiriyor. Bu arada son yıllarda eskiye özlemle yeniden satışa sunulan çinko ve bakır mutfak kapları aklıma geliyor. “Bu güzellikleri neden mutfağımızdan ve hayatımızdan çıkarıp atmışız ki“ diye düşünmeden edemiyorum.

Arka cephedeki diğer oda  hamam odası olarak düzenlenmiş. Yüklük dolabının içinde yer alan hamam kurnası, hamam tasları, takunyaları, havluları ve odadaki konsolda sergilenen peşkirleriyle hamam kültürümüz sergileniyor. Yeni nesil inşaat projeleri ile hayatımıza girdiğini düşündüğümüz ebeveyn yatak odasındaki banyolar asırlar öncesi konaklarımızda ve evlerimizde varmış işte.

İkinci kattaki gelin, lohusa ve kayınvalide yatak odaları, yatakları, örtüleri, işlemeleri, saten örtüleri, başucunda asılı mushaf kılıfı, saten yorganın üzerindeki şase içindeki gecelik kıyafetleri, mankenler ile canlandırılmış dönem elbiseleri, yüklük içindeki çeyiz işlemeleri, halıları, abajur ve konsolları ile hakikaten seyretmeye doyulmuyor. Yatak odalarından oturma odalarına ara kapılar ve ara odalar vasıtası ile geçiş sağlanması da ilgimi çekiyor. Konak yaşamında özel hayata olan saygı ve kolaylık getirmesi açısından önemli bir ayrıntı. Duvarlardaki çerçevelerde yer alan aile fotoğraflarında yine düğün, sünnet, çeyiz asma, nikah gibi tören gelenekleri yer alıyor. Tel kırma işlemeler ve zarif örtüler çerçeveler içinde duvarları süslerken bir taraftan el sanatlarımızın güzel temsilcileri olarak bizlere gülümsüyor.

Odaların birinde dikiş makinası başındaki manken, sanki bu konakta gerçek bir yaşam sürüyor gibi hissettirirken, oturma odalarının birinde  iğne oyası yapan hanımları canlı olarak karşımızda görünce şaşırıyoruz. Burası hakikaten de “yaşayan bir müze” demek ki. Goncagül Hanım açıklıyor. Bursa’nın geleneksel yaşam kültüründe unutulmakta olan örf ve adetlerin canlandırmalarla anlatıldığı bu müzede aynı zamanda geleneksel hayatta kullanılan objelerin ve sahnelerin de izlenime sunulması amaçlanmış. Üç katlı ahşap konakta çeyiz geleneğinden sünnet adetlerine, misafir ağırlamadan hacı tehniyelerine kadar Bursa’nın yaşam kültürünü yansıtacak konular işlenmiş. Yapının hem sofa hem de odaları yaşayan müze anlayışıyla aynı temalar çerçevesinde etkinlik alanları olarak da kullanılmaktaymış.

Konak gezimizi tamamlarken etkinlikler hakkında daha detaylı bilgi rica ediyoruz. Goncagül Hanım kırk yıllık hatırı olan bir fincan kahveyi ikram ederken anlatıyor:

“Müzede 3-6 yaş grubundaki çocuklar için masal ve bilmece atölyeleri düzenlenmesi planlanmıştır. Masallar ile geçmişten günümüze ulaşan masallarımız drama yöntemi ile çocuklara aktarılacak. Ayrıca bilmeceler sorularak yapılacak etkinliklerle çocukların müzede keyifli zamanlar geçirmesi sağlanırken bir taraftan da bu geleneğimizin yaşatılması sağlanacak. Haftanın belirli günlerinde Karagöz Hacivat gölge oyunu ile Bursa yaşam kültürü, sosyal hayatı, gelenek ve görenekleri gelecek nesillere aktarılmaya çalışılacak. Sokak oyunları ise müzenin bahçesinde yapılacak en renkli etkinliklerden biri olacak. İlkbaharla birlikte ip çevirme, seksek, yakan top, körebe gibi çocuk oyunları hayata geçirilerek, çocukların arkadaşlarıyla  birlikte sosyalleşmesi ve sağlıklı bir oyun ortamına ile mahalle kültürüne kavuşturulması amaçlanmakta. 6-12 yaş grubundaki çocukların el becerilerini geliştirmek için hazırlanacak atölyede tarihi Bursa evlerinin mimari yapısının basit maket yapımı çalışmalarıyla kalıcı bir şekilde anlatılması hedefleniyor. Ayrıca yine atölye çalışmalarıyla bez bebek, tahta araba, kukla yapımı gibi oyuncak atölyeleri de uygulamaya konulacak.

Yetişkin gruplar için Bursa’ya özgü bir kültür olan ve UNESCO somut olmayan kültür mirası listesine giren 600 yıllık Bursa geleneği Gezek kültürünün haftanın belli günlerinde bu konakta ziyaretçilerine canlı olarak yaşatılması amaçlanıyor. Halihazırda antik takı kursu ve iğne oyası kursu haftada birer gün bu aktivite için ayrılan konak odalarında sürdürülüyor. Böylece ziyaretçiler bu asırlık kültür mirasını ziyaretleri sırasında, el sanatlarının uygulamasını da canlı olarak gözleyebiliyorlar. Bütün bu çalışmaların dışında Bursa’daki gelenek ve göreneklerin yaşatılması ve tanıtılması maksadıyla Hacı Tehniyeleri, Lohusa Mevlitleri de uygulamalı olarak canlandırılacak.”

Gördüğümüz bir tabela ile değişen yolum bugün bir çıkmaz sokaktaki iki asırlık konağa düştü. İyiki de öyle olmuş. Bundan sonra ecdat yadigârı şehrime gelen misafirleri getireceğim yerler listesine aldığım bu konağı sık sık ziyaret edeceğim sanırım. Kendimi hakikaten asır öncesinde bir dost evinde hissettiğim bu mekânda Goncagül Hanım ve diğer arkadaşlarla gezek gecesinde görüşmek üzere vedalaşıyoruz.